Bir Muharebedir Yalnızlık

İnsan her şeyi içerir; dağlar, ovalar, nehirler, yıldızlar…Neden yalnızlığın karanlığı içinde boğulup, yalanlarla kaplı siyah kovuklarda yalnız bir yaşam sürdürüyorsun?” dediğim an kovuğumun dışında buldum kendimi. Niyetlendim bir kere, sevgiyi bulacağım.

Okumaya devam…

İşi Ehline Vermek

Bir ülkenin iyi yönetildiğinin en çarpıcı göstergesi, önemli mevkilere gelen insanların particilik, hemşehrilik, ortaklık, yandaşlık, tarikat, ideoloji vs. ilkelerine göre değil, “liyakat” esasına göre seçilmiş olmaları. Liyakat, layık olmak; işte temel kavram bu.

Çünkü önemli mevkileri işgal edenler halkın içine sinmediği zaman “Benim neyim eksik!” sorusu ortaya çıkıyor ve herkes bir torpil arayışı içine giriyor. İşte bu durum sistemi zehirliyor. Böylece halkın yöneticisine olan saygısı çıkardan öteye geçmiyor. Ve toplumun gözünde “Devletin malı deniz, yemeyen domuz.” anlayışına göre devlet sömürülmesi gereken bir kurummuş gibi şekillenmeye başlıyor. 

Okumaya devam…

Biz Muhteşem Türkler!

Biz, yoğun Türk propagandasıyla yetiştirilmiş bir kuşağız. Bu propaganda dünyadaki her iyi şeyi bize, kötülüğü de yabancılara mâl etme ilkesine dayanıyordu. Batı bile Türklere baktıkça kıskançlığından çat diye çatlıyordu. Dünyanın en güçlü insanları Türk’tü. Koca Yusuf, Kurtdereli, Çoban Mehmet hikâyeleri ve tefrikaları göğsümüzü kabartırdı.

Doğruluk,dürüstlük derseniz, onda da üstümüze yoktu.Kanuni’nin orduları sefere giderken ağaçlardan kopardıkları meyvelerin yerine para keseleri bağlardı.  Okumaya devam…

Yalancı Şafak

Felsefeyle ve edebiyatla uzaktan yakından ilgilenmiş kişiler, Sisifos efsanesini bilirler. Efsaneye göre Sisifos, tanrılar tarafından çok ağır bir cezaya çarptırılır.Her sabah koca bir kayayı ite ite bir tepenin başına çıkaracak, akşam olunca zirveye ulaşmış olan kaya yuvarlana yuvarlana aşağı inecek ve ertesi sabah aynı işlemi tekrarlanacaktır.

Sisifos her gün kan ter içinde kayayı tepeye kadar çıkarmaya ve her akşam, onca çabanın boşa gittiğini görmeye mahkûmdur. Sonsuza kadar aynı işi tekrarlayıp durayacaktır.

Okumaya devam…

Karakterin Anahtarı: YALNIZLIK

İnanılmaz ama gerçek: İnsanın en yabancı olduğu kişi kendisidir.  İç dünyamız,araştırılması, öğrenilmesi,değerlendirilmesi gereken gerçek bir gizdir. Ne yazık ki bizi çeken kendi iç dünyamızdan daha güzel ve ilginç göründüğü için,dış dünyadır. O nedenle her zaman başkalarını arar, arkadaşlıkları arzular, gürültüyü,yenilikleri, ilginç sayılan kişilerle karşılaşabileceğimiz ortamları tercih ederiz. Birçokları için yalnızlık son derece baskı yaratan bir durumdur. Bazı insanlar, özellikle gençken, kısa süre dahi olsa kendileri ile yalnız kalmayı gerçek bir kabus sayarlar.  Bu yüzden toplu halde yolculuk etmeye,birlikte eğlenmeye, birlikte çalışmaya,konuşmaya, başkalarına kendilerini açmaya ve özentilikle varlıklarını çevrelerine ispat etmeye çalışırlar. Sadece başkalarının söylediklerini ilginç bulurlar; çoğunluğun düşüncelerini ve kararlarını gözleri kapalı kabul ederler. Okumaya devam…