Bu mu sizin Adaletiniz?

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1.sınıf öğrencisiyim..
Bir senede 2 defa üst üste üniversite değiştirdiğimden ekonomik açıdan bir hayli zorlu dönem geçiriyorum. Bu yazımda öğrencilerin ekonomik sorunlarını konu edinmek istiyorum. Tabi bunu hem Türkiye, hem de yurt dışında okuyan öğrenci arkadaşlarım için konu ediniyorum. Bu sorun aslında hepimizin sorunu.
Peki nedir o sorun?
-Maddi sorun. Biz öğrencilerin deyimiyle ‘parasızlık’ !

Türkiye’de birçok öğrencinin ihtiyaç duyduğu şeyin başında gelir para. Üniversite hayatına başlar başlamaz parayla ilgili o kadar çok şey öğrendim ki…. Ki, daha bu bir başlangıç. Zaten, bu para mevzusu halledilmeyince, öğrenci olmaktan başka her şeye benziyoruz. Yani mecburen kendimizi part time ya da esnek bir işe girme zorunluluğu içerisinde görüyoruz.
(Zaten öyle)

Kendimden örnek vereyim:
İstanbul’da kirada kalıyorum dediğimde önce etrafımdaki herkes ‘çok pahalıdır ya’ tepkisini veriyor.Ev kiraları inanılmaz derecede yüksek. Eşyalı ev bulmaksa mesele.Ev bulunursa da bunun bir de yaz aylarında bırakıp, seneye tekrar bulma gibi bir zahmeti de var. Her sene ev değiştirmek bir öğrenci için ne gibi bir sıkıntısı olur artık siz düşünün. Hele ki İstanbul gibi bir yerde. Göçmen kuşları bile bizden daha az seyahat ediyor. Para mevzusu tam başa bela. Sağda solda çalışmakla da olmuyor. Üstelik çalıştığımız yerler sıkıntı. Patronlardan para almak mesele. Şimdi siz söyleyin, derslere mi gideyim, dışarda mı çalışayım?

Bu anlattığım şu an için en hafifi. Bir de yazları göçmen işçi olarak çalışan, çalışmaya her daim devam eden adeta sistemin kölesi olmuş arkadaşlarım var. Şimdi ben başıma gelen bir şeyi anlatmak istiyorum. Bir gece Kadıköy Rasimpaşa sokaklarında yürüyüşe çıktım ve markette benim yaşlarımda bir Suriyeli’ye denk geldim. Türkçe biliyormuş.Biraz sohbet ettik. Nerede okuduğunu, Türkiye’ye nasıl geldiğini falan anlattı. Ben ise okuduğu okulun özel okul olduğunu duyunca şaşkınlığımı gizleyemedim ve “Orası paralı okul, sen burada nasıl okuyorsun?” diye sordum.
Cevap: “Beni sizin devletiniz okutuyor. Okul paramı devlet ödüyor, kalacak yerimi de onlar ödüyor ve bir de 400 TL aylık para alıyorum.”

Daha sonra bu arkadaşımla siyasi bir muhabbete girdik. Siz Tayyip Erdoğan’ı niye sevmiyorsunuz anlamıyorum dedi. İşte iktidar partisine olan hıncım biraz daha artmış oldu. Yani elin Suriyeli çocukları bedava burada okuyacak. Benim Türkiye’de Kıbrıst’a başka yerlerde okuyan kardeşlerim, sermayenin, kişiliksiz patronların altında üç kuruş almak için ezilecek?

Türkiye’de devlet ‘hibe’ para vermiyor. Burs(borç) veriyor. Bu borçları da daha sonra siz mezun olduktan sonra ‘seve seve’ ödüyorsunuz. Benim KYKlardan aldığı bursu(borcu) 7 yılda anca ödeyebilen arkadaşlarım oldu. Bu Türk öğrencisine reva mıdır?

Diyorlar ki;

-Ekonomimiz gelişti
-İlk 10’a girdik ekonomide, seneye Şampiyonlar Ligindeyiz.
-Hedefimiz Büyük Türkiye

Bunlar artar gider. Peki nerede öğrenciye hibe edilmiş para?
Hangi ülkeler öğrenciye hibe para veriyor sayalım.
AB ülkeleri, ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Rusya, Çin, İran.
Peki Türkiye ne yapıyor?

Birinci öğretim için harç(haraç)ları kaldırdı ama asıl harç(haraç) kestiği ikinci öğretimden bunu kaldırmadı. Tıp fakültelerinin harcı(haracı) 2bin liraya kadar çıkabiliyor. Şimdi anadolunun köyünden çıkmış gelmiş bu insanlar o kadar parayı nasıl ödesin?

Bence Suriyeli öğrencilere yaptığını devlet kendi öz vatandaşına uygulamalı. Bu devlete, millete, Türk milletine hizmet edecek olan bizleriz. Devlet mafyavari harç(haraç) düzenini bitirmeli. Öğrencilerin kitap, eğitim masrafını karşılayıp, hibe para yardımı yapmalı.